05524375212
info@arkepsikoloji.com

Çalıştığımız Alanlar

Kişilik Bozuklukları

01.04.2019 07:47


Kişilik Bozuklukları

Kişilik; kişinin kendine göre bir ayrılığının, belirgin özelliklerinin olması durumudur ve kişinin kendine özgülüklerinin bir bileşimidir. Diğer bir deyişle, kişinin kendine özgü özelliklerinin bütünlüğüdür. Kişinin, günlük yaşamda verdiği özgün davranışlar tepkilerin ve tutumların oluşturduğu bir örüntüdür. Bu örüntünün kendi içinde bir tutarlılığı ve öngörülebilir bir yanı vardır. Sözü edilen bu bütünlük, çoğu kişide görülebilen değişkenlik aralığından sapmalar gösteriyorsa, kişilik özellikleri oldukça katıysa, kişinin toplumsal uyumunu ve işlevselliğini bozuyorsa, kişiye öznel bir sıkıntı yaratıyorsa kişilik bozukluğu tanısı konabilir.

Kişilik bozuklukları; ergenlik ya da genç erişkinlik yıllarında başlar, zamanla kalıcı olur ve sıkıntıya ya da işlevsellikte bozulmaya yol açar. Herkeste çeşitli biçimlerde görülebilecek kişilik özelliklerinin, kişilik bozukluğu olarak değerlendirilebilmesi için, bunların esneklikten yoksun ve uyum bozucu olması, işlevsellikte belirgin bir bozulmaya ya da kişisel sıkıntıya neden olması gerekmektedir.

DSM; kişilik bozukluklarını üç ana grupta sınıflandırmıştır. Bunlardan A ve B kümeleri daha çok sınırda kişilik örgütlenmesi gösterirken, C kümesi daha çok nevrotik örgütlenme gösteren bireyleri içerir.

A KÜMESİ

B KÜMESİ

C KÜMESİ

Paranoid K.B.

Antisosyal K.B.

Çekingen K.B.

Şizoid K.B.

Sınırda( Borderline) K.B

Bağımlı K.B.

Şizotipal K.B

Histrionik K.B

Obsesif Kompülsif K.B.

 

Narsisistik K.B

 

Tablo:1

A KÜMESİ (EKSANTRİK KÜME) KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

a-Paranoid Kişilik Bozukluğu

Kuşkucu, alıngan, kuruntulu kişilerdir. Başkalarının tutum ve davranışlarının kendilerine verilecek olan bir zararın ön ayağı olduğunu düşünürler. Bu sebeple aşırı dikkatli, tetikte ve savunucudurlar. Her sözü, bakışı, davranışı olumsuz yorumlamaya eğilimlidirler. Genellikler aşırı kıskanç, kinci ve gururludurlar. Küçük olayları büyüterek tartışmaya veya kavgaya varan vukuatlara çevirebilirler. Cinsel konularda ve yakın ilişkilerde bu özellikleri bunaltıcı düzeylere çıkar. Kendilerini her konuda haklı ve üstün görürler. Otoriteye karşı başkaldırı eğilimleri vardır. Herkesten olduğu gibi otoriteden de kuşku duyarlar. Bu bozukluk erkeklerde kadınlara kıyasla üç kat fazla gözükür, genel nüfusa oranı %2-3 civarlarındadır.

b- Şizoid Kişilik Bozukluğu

Yakın ilişkiler kurmaktan, topluma karışmaktan kaçınan kimselerdir. Duygularını belli etmedikleri için soğuk görünen, içe dönüktürler. Arkadaşlık ve duygusal ilişkiler kuramazlar, yalnızlığı tercih ederler. Eleştiri ve iltifatlara karşı tepkisiz kalırlar. Kendilerine yakın davranan insanlardan rahatsız olurlar ve onlara soğuk itici davranarak kendilerinden uzaklaştırırlar. Şizofrenisi olan hastalarda hastalık öncesi dönemlerde şizoid özellikler gözlemlenmiştir.

c- Şizotipal Kişilik Bozukluğu

Düşünce ve davranışlarda gariplik, mistiklik, olağandışılık ile kendini belli eden A kümesi bir bozukluktur. Mevcut alt kültürden bağımsız kendine has bir kültür oluşturarak toplumdan soyutlanmış bir hayat yaşamayı tercih ederler. Batıl inançların fazlalığı ve doğaüstü madde veya varlıklar ile temas içerisinde olduklarına inanabilirler. Bedensel ilizyonlar olabilir ancak halüsinasyon olmayışı ile şizofreniden ayrılır. İşkolik ve obsesif karakterlidirler. Yakın insan ilişkilerinde bulunmazlar. Temel bilişsel inançları "Ben yalnızca kendi fikirlerimi dikkate almalıyım. Diğer kimselerden etkilenmemeliyim." şeklindedir. Diğer kişilik bozukluklarına kıyasla genetik bağlantısı daha fazla olan bir bozukluktur. Araştırmalar şizotipal kişilik bozukluğu olan bireylerin yakın akrabalarında şizofrenisi olan bireylerin olduğu gerçeğine ulaşmıştır. Bu sebeple şizofreni spektrum bozukluğu arasında da yer alır. Genel nüfusa oranı %3'dür. Çocukluk çağında duygusal uyaranın azlığı ve ihmale uğradıklarına ilişkin araştırma sonuçları vardır. Erkeklerde daha sık görülür, genel nüfusa oranları %7-8 civarlarındadır.

B KÜMESİ (COŞKULU, DRAMATİK KÜME) KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

a-Nasistik Kişilik Bozukluğu

Narsistik kişilik bozukluğu aslında temelinde ezilmiş, özgüvensiz bir kişiliğin kendini balon gibi şişirmesine benzer. Yetişme yıllarında duygusal kötü muamele, duygusal sömürüye uğramışlardır. Sahneye çıkarılmış büyüklenen kişiliği ile değersiz kişilik aynı bedenin içindedir ancak asla aynı anda gözükmezler. Dış dünya onu çoğunlukla büyüklenen kişiliği ile görür ancak içerisindeki değersiz kişilik her zaman oradadır ve eleştirilere tahammül edemez. Büyüklenen kişiliği her daim iltifat ve tebrik ile beslenmeye açtır. Bu açlığın giderilememesi halinde kişi depresyona girer ve narsist bireylerin tespiti çoğunla depresyon şikayeti üzerine psikiyatriye başvurmaları ile olur. Narsist olduklarını kesinlikle kabul etmezler, onlarda herhangi bir bozukluk olmadığı savunurlar. Eğer bir sağlık problemleri varsa o da nadir rastlanan bir problem olmalı diye düşünürler. Onlar eşsiz ve toplumun çok ilerisinde olduğunu düşünen bireylerdir ancak egoları birer balon gibidir, temeldeki kişilik değersizdir. Erkeklerde daha sık görülür, topluma oranı %1'dir.

b- Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Antisosyal Kişilik Bozukluğu tanısı koymak için birey 18 yaşından büyük olmalı ve bu davranış örüntüleri en az 15 yaşından beri bulunmalıdır. İtkisellik, ileriyi planlayamama, asabi tavırlar, sürekli sorumsuzluk ve pişmanlık duymama hali de antisosyal kişilik bozukluğu ölçütlerindendir. Yasaları çiğneme özelliklerinden dolayı sıklıkla adli olaylara karışırlar.

Psikopati ya da sosyopati ismiyle de anılan antisosyal kişilik bozukluğunda empati eksikliği, kibirli ya da abartılı bir kendini övme, söz cambazlığı ve etkileyici fakat yüzeysel bir duygulanım tipiktir. Aslında antisosyal kişilik bozukluğu bulunan kişilerin tamamı psikopati tanısına yetecek oranda bencil, duyarsız ve asalak davranışlar sergilemezler. Psikopati tanısında en önemli kriter antisosyal şiddet ve yeniden suç işleme eğilimidir. Psikopati ve antisosyal kişilik bozukluğu ayırımında psikiyatri ve psikoloji dünyasında katı ve net kurallar yoktur.

c- Histriyonik Kişilik Bozukluğu

Histrionik kelimesi latince oyuncu demek olan histrio'dan gelir. Kişi hayatı bir tiyatro sahnesindeymişçesine sahte duygular ve gösterişler ile yaşar. Yaşanmamış olayları sahte duygularla ile anlatırlar. Anlatım esnasında ağlamak, sinirlenmek yada coşkulanmak gibi eylemler ile inancı ve etkileyici olurlar. Sürekli olarak ilgi odağı olmak isterler. Zaman içerisinde çevresi tarafından dramatikliği anlaşıldığında arkadaş çevresini değiştirme yoluna giderler. Arkadaşlar onlar için belli bir amaca hizmet eden, kısa süreli kullanımı olan nesneler gibidir. Cinsel yönden ayartıcı yada çapkın olurlar. Genel nüfusa oranları %2-3 civarlarındadır. Kadınlarda daha sık görülür.

d- Bornerline (Sınır) Kişilik Bozukluğu

Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu olan kişinin netleşmiş, tamamlanmış bir kişiliği yoktur. Kişilik gelişimi biyolojik, psikolojik ya da sosyolojik sebeplerden ötürü sekteye uğramıştır. Belirgin ve sürekliliği olan bir amaçlarının olmayışı, eylemlerinin uyumsuz olmasına ve dürtü kontrolünün zayıf olmasına sebep olur. Borderline kişiler bir başkasına bakım ve güvence için bağımlıdır bu sebeple terk edilme konusunda hassas olurlar. İnsan ilişkileri iki uçludur. Karşısındaki kişi ya çok yücedir ya da bir hiçtir. Bu kişiler herhangi bir kişiyi severken birden aynı kişiden nefret ettiğini söyleyebilir. Ayrılma, ardından barışma ilişkilerinde sık görülür. Genel nüfusun %2'ini oluştururlar, kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.

C KÜMESİ (BUNALTILI, ZORLANTILI KÜME) KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Bu küme 3 kişilik Bozukluğunu içermektedir. Çekingen kişilik bozukluğu sosyal ortamlarda aşırı korku yaşayan kişiler için kullanılır; bağımlı kişilik bozukluğu kendine güveni olmayan ve başkalarına aşırı bağımlı olan kişileri işaret eder; obsesif kompülsif kişilik bozukluğu ise hayata yönelik mükemmelliyetçi bir yaklaşımı olan kişilere karşılık gelir.

a-Çekingen Kişilik Bozukluğu

Birey paranoid düşünceler ve yetersizlik hissi sebebiyle insanlarla iletişime girmekte zorlanmaktadır. Diğer gruplara kıyasla insanlar ile iletişime girmek ve dostluk kurmak ister ancak bunu yapamazlar. Gençlik yıllarında zorbalığa, dışlanmışlığa maruz kalmış olabilirler. Diğer insanların onu çekingen, korkak, utangaç diye tanımlamasından korkarlar, bu sebeple bir kısır döngü içerinde yalnız kalırlar. Zor durumlarda yardım isteyemezler. İleri seviyelerinde sosyal anksiyeteye dönüşebilir. Genel nüfusun %1-2'sini oluştururlar, kadınlar ve erkekler arasında eşit görülür.

b-Bağımlı Kişilik Bozukluğu

Bağımlı ve Bağımlı Kişilik Bozukluğu Ayrımı

Bağımlı; başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi anlamına gelir.

Bağımlı kişilik bozukluğu ise; sosyal cinsel ve mesleki islevsellikte zorluklara yol açan, uzun süreli devam eden, esnek olmayan, aşırı bağımlılık sergileyen bir kişilik bozukluğudur.

Kendi başlarına karar alamayan, sürekli olarak bağımlı olduğu kişinin varlığına dayanan kimselerdir. Terk edilme korkuları yüzünden kişiliklerinden çeşitli tavizler verebilirler. Aşağılanma, örselenme, sömürüye boyun eğerler. Koruyucu olmadığı taktirde duygusal, fiziksel, cinsel suistimale uğrama şansları yüksektir, kendilerini koruyamazlar. Başkaları ile anlaşamadıkları durumlarda kendilerini ifade etmekte zorlanırlar.

c- Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu (OKKB)

Obsesyon – Kompulsiyon ve Obsesif Kompülsif Bozukluk

Obsesyon; kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantıkdışı olarak değerlendirilirler ve yoğun sıkıntı ve huzursuzluğa yani anksiyeteye neden olurlar . Kompulsiyon; obsesyonların neden olduğu yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak ya da ortadan kaldırmak üzere yapılan yineleyici davranış ve zihinsel eylemlerdir. Obsesif Kompülsif Bozukluk ise; obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır.

Okkb, Obsesif kompülsif bozukluktan çok farklıdır. Obsesyonları ve kompülsiyonları içermez. Okb vakalarının ise sadece küçük bir bölümünde obsesif kompülsif kişilik bozukluğu bulunmuştur.

OKB kabaca takıntılar ve zorlantıları ifade ederken OKKB takıntılı kişiliktir. Kişi takıntılı seviyede kurallar ile yaşar. Kişinin aşırı katı bir üstegosu vardır ve sürekli kişiye ne kadar pis, iğrenç olduğunu söyleyerek egoyu ezer. Yaptığı işlerde kurallara ve ayrıntılara bunaltıcı seviyeler takılır. Mükemmeliyetçidirler bu sebeple iş paylaşımı ya da grup çalışmalarına dahil olmak istemezler. İşkolik olurlar ve iş hayatına yüksek rütbelerde onları görmek mümkündür. Anal dönemde saplanma yaşayan kimselerdir, katı tuvalet eğitimi aldıklarına dair araştırma sonuçları bulunmaktadır. Genel nüfusun %1'ini oluştururlar, erkeklerde kadınlardan iki kat fazla görülür.